ASÜ İİBF Konferans Salonunda "Yerelden Küresele Geleceği Kurmak" temasıyla düzenlenen panele ASÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Köse, Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Oğuz, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Bilal Ağır, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, UTMK Somut Olmayan Küresel İhtisas Komisyon Üyesi Prof. Dr. Evrim Ölçer Özünel ve ASÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysu Altaş'ın yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler katıldı. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Doğa Bilimleri İhtisas Komitesi Üyesi ve Aksaray Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ebru Gürbüz, konuşmasında kültürel ve doğal mirasın sürdürülebilir kalkınmadaki stratejik rolüne dikkat çekti. Gürbüz, UNESCO'nun kültür, eğitim ve bilim alanlarında uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen bir Birleşmiş Milletler kuruluşu olduğunu vurguladı. UNESCO açısından kültürel ve doğal mirasın yalnızca korunması gereken değerler olmadığını belirten Doç. Dr. Gürbüz, bu mirasın aynı zamanda yerel kalkınmayı destekleyen ve küresel ölçekte diyaloğu mümkün kılan stratejik kaynaklar olduğunun altını çizdi.





Prof. Dr. Kazancı: UNESCO özel bir konuma sahip
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, konuşmasında küreselleşme sürecinde doğa temelli iş birliklerinin ve yerel aktörlerin rolüne dikkat çekti. UNESCO'nun özel bir konuma sahip olduğunu belirten Kazancı, UNESCO'nun eğitim, bilim, kültür ve iletişimi temel alan "barış evi" anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. Prof. Dr. Kazancı, UNESCO'nun zamanla yalnızca devletler arası diplomasiye değil, yerel yönetimlere, üniversitelere ve bireylere yöneldiğini ifade ederek, iklim değişikliği ve çevre sorunlarının bu dönüşümde belirleyici olduğunu söyledi. Uydulardan elde edilen görüntülerle buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesinin somut biçimde ortaya konduğunu hatırlatan Kazancı, küçük ada devletlerinin varoluş mücadelesinin küresel bir sorumluluk doğurduğunu dile getirdi. Doğa korunmadan turizmin sürdürülemeyeceğini vurgulayan Kazancı, turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, insanlar arası iletişimi ve kültürler arası anlayışı güçlendiren bir araç olduğunu söyledi. Bu noktada doğa turizminin, yüksek maliyetler gerektirmeden yerel kalkınmaya katkı sağlayabilecek önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Kapadokya örneği üzerinden değerlendirmelerde bulunan Kazancı, bölgenin yalnızca kültürel değil jeolojik açıdan da büyük bir mirasa sahip olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Kazancı, üniversiteler ve yerel yönetimlerin UNESCO programlarına aktif katılımının uluslararasılaşma açısından stratejik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
Kültürün ticari bir meta haline getirilmemesi gerekiyor
UTMK Somut Olmayan Küresel İhtisas Komisyon Üyesi Prof. Dr. Evrim Ölçer Özünel, somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilir kalkınma ve turizm politikalarındaki belirleyici rolüne dikkat çekerek, kültürün kalkınmanın "kalbi" olduğunu vurguladı. UNESCO çerçevesinde yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Özünel, özellikle 2003 tarihli Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi'nin kültüre bakış açısında önemli bir paradigma değişikliği oluşturduğunu
ifade etti. Kültürel mirasın yalnızca korunacak "kırılgan" bir unsur değil, aksine kuşaklar arası aktarım sayesinde son derece dirençli bir yapı olduğunu belirten Özünel, masalların, sözlü anlatımların, toplumsal uygulamaların, doğa ve evrenle ilgili geleneksel bilgilerin kalkınma süreçlerinde aktif rol oynayabileceğini söyledi. Türkiye'nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde 32 unsurla dünyada ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Özünel, kültürel değerlerin aşırı ticarileştirilmesinin ve "turistikifikasyonun" ciddi riskler barındırdığını dile getirdi. Prof. Dr. Özünel, kültürün yalnızca gösteri unsuru ya da ticari meta haline getirilmesinin uzun vadede anlam kaybına yol açabileceğini vurguladı. Yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve toplulukların iş birliği içinde çalışmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Özünel, kültürel mirasın dondurularak değil, yaşatılarak korunabileceğini ifade etti. Kültürün eğitimden sağlığa, medyadan yerel yönetime kadar tüm alanlara entegre edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özünel, sürdürülebilir kalkınmanın ancak kültür ayağı güçlendirilerek mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Altaş, Turizm Master Planı hakkında bilgi verdi
Aksaray Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysu Altaş tarafından hazırlanan Aksaray Turizm Master Planı, düzenlenen sunumla kamuoyuna aktarıldı. Planın en önemli farkının Aksaray'a özgü ilk kapsamlı turizm master planı olması olduğunu belirten Altaş, çalışmanın masa başında değil sahada yürütüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Altaş, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Sekiz ilçenin tamamında kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar ve yerel paydaşlarla görüşmeler yapıldı; fikir tepsisi yöntemiyle görüşler toplandı. Ihlara Vadisi, Selime Katedrali, Sultan Hanı ve Hasan Dağı gibi yoğun ziyaretçi alan bölgelerde taşıma kapasitesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanırken; Demirci, Sofular Vadisi, Akyamaç Mahallesi ve Eskil Böget Höyük gibi alternatif destinasyonların da turizme kazandırılması önerildi." Yaklaşık 200 önerinin yer aldığı planın yalnızca bir rapor değil, aynı zamanda uygulanabilir bir yol haritası olduğunu ifade eden Altaş, değişen yerel yönetimlere rağmen planın sürdürülebilir bir rehber olacağını belirterek Aksaray'ın turizmde hak ettiği konuma ulaşmasını temenni etti.
Aksaray'ın hikayesini dünyaya anlatma zamanı geldi
Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Oğuz, konuşmasında Aksaray'ın kültür ve turizm vizyonunu anlattı. Aksaray'ın tanıtımında dijital medyanın öncelikli araç olarak benimsendiğini belirten Oğuz, genç kuşaklara bugünün diliyle ulaşmak gerektiğini ifade etti. Sosyal medya verilerine dikkat çeken Oğuz, Türkiye'de milyonlarca aktif kullanıcı bulunduğunu belirterek, Aksaray'ın destinasyonlarını tüm platformlarda görünür kılmak için yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Oğuz, Ihlara Vadisi, Manastır Vadisi, Selime Katedrali ve Kızıl Kilise gibi alanların yalnızca Aksaray için değil, insanlık tarihi açısından da ortak hafıza niteliği taşıdığını ifade etti. Ihlara Vadisi'nde keşfedilmiş 100'ün üzerinde kaya oyma kilisenin bulunduğunu hatırlatan Oğuz, bu mirasın gelecek nesillere aktarılmasının temel sorumlulukları olduğunu dile getirdi. Kapadokya bölgesinde balon turizminin önemine değinen Oğuz, Aksaray'da özellikle Ihlara Vadisi merkezli balon uçuşlarının marka değerine ulaştığını söyledi. Tuz Gölü'nde düzenlenen uluslararası maratonun 13 ülkeden sporcuları ağırladığını aktaran Oğuz, spor, doğa ve deneyim turizmi alanlarında Aksaray'ın artık "deneyimlenen bir şehir" olmayı hedeflediğini kaydetti. Aksaray'ın Yunus Emre ve Taptuk Emre geleneğiyle "evliyalar şehri" olarak anıldığını belirten Oğuz, düzenlenen "Ruzi Vuslat" programının yoğun katılımla gerçekleştiğini söyledi. 2026 yılında balon festivalleri, Motofesto, Tuz Gölü Maratonu, Sultanhanı Selçuklu defilesi ve Yaşayan Miras Festivalleri gibi organizasyonların hayata geçirileceğini belirten Oğuz, Aksaray'ın
hikâyesini dünyaya anlatma zamanı geldiğini vurguladı. Panelin ardından konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi.