Yüce Allah'ın bizlere sunduğu, bahşettiği hayatın en önemli evresi barınma ve beslenme gerçeğidir.
Öncelikle barınmak, yemek, içmek olmak üzere, hayatımızı idame edebilmek için, zorunlu olarak ömrümüzü kazanmakla ve kazandığımızı tüketmekle geçirmekteyiz.
Allah’a, Resulüne ve ahiret gününe iman eden bir mü'min, kazancının helal olmasıyla ilgili olduğu kadar, tükettiğinin de helal olması hassasiyeti olmalıdır!
Fahri kâinat Efendimiz(S.A.V)’e “En faziletli kazanç hangisidir?” diye sorulduğunda O, “Helal bir alışveriş ve kişinin el emeğiyle kazandığıdır.” diye buyurmuşlardır.
Haram yoldan elde edilen kazanç, insanın ne kendisine ve nede aile bireylerine bir faydası olmaz.
Malumunuz; haram yolla gelen, haram yolla gider.
Haramzade insan asla huzur bulamaz, yaşamı süresince huzursuz ve mutsuz olur, Yüce Rabbim günyüzü göstermez, süründürür!
Kaynağı temiz olmayan su, aktığı yeri muhakkak kirletir.
Farkında olarak veya farkında olmadan haram yendiğinde maneviyat zayıflar ve asli cevherimiz olan ruh sağlığımız bozulur.
Elbette ki İslâm’da helaller de haramlar da Kur’an ve sünnetle sabittir.
Hiç kimse İslâm dininde helal ve haramları belirleme yetkisine sahip değildir!
Helal ve haramları belirleyici tek güç Yüce Allah'tır.
Kerim Kitabımız, Kuran'ı Kerim de “Hiçbir delile dayanmadan sırf dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle, ‘Şu helaldir, şu haramdır’ demeyin. Böyle yapmakla Allah adına yalan uydurmuş olursunuz. Allah adına yalan uyduranlar ise asla kurtuluşa eremezler.” ayetiyle net bir şekilde belirlenmiştir.
Hiçbir şahıs veya kurum, kendi öngörüleri ve kararıyla helalleri haram, haramları ise helal kılamaz!
18 bin âlemin tek yaratıcısı olan Yüce Allah'ın belirlediği ölçüler ortadadır ve kıyamete kadar değişmeyecektir.
Tüketimin ve israfın tavan yaptığı çağda yaşıyoruz!
Sınırsız ve sorumsuz tüketimin faturası artık belirgin bir vaziyet almaya başlamıştır.
İklim değişikliklerinden tutun, havanın kalitesini yitirmesinden ve su kaynaklarının tükenmesine kadar çevreye zarar verir hâle gelmiştir.
Bu tüketim çılgınlığına neden olan ise kanaatkâr olma ahlakının unutulması ve israfın artmasıdır.
İslâm dininde israf etmek büyük günahlardandır ve haramdır!
Ölçülü ve dengeli bir tüketim tarzı, hem Allah’a karşı olan vazifemiz ve aynı zamanda çevreye karşı olan sorumluluğumuz olmalıdır.
Kıymetli okurlarım;
helal tüketim bilincinin korunabilmesi için ortak bir helal anlayışa, güvenilir standartlara ve bağımsız denetime ihtiyaç vardır.
Unutulmamalıdır ki; gayri meşru mal ve haram para ile holding, malikâne, yat, lüks araba vesaire sahibi olabilirsiniz amma; asla sağlık ve huzur sahibi olamazsınız!
Sevgi ve muhabbetlerimle...